Home Köşe Yazarları Lezzetin Kıyısında Bir Şölen: Bodrum Gastrofest’ten İzlenimler

Lezzetin Kıyısında Bir Şölen: Bodrum Gastrofest’ten İzlenimler

0

Lezzetin Kıyısında Bir Şölen: Bodrum Gastrofest’ten İzlenimler

Bodrum sadece maviyle yeşilin buluştuğu bir tatil cenneti değil, artık damakların da yeni rotası. Bu yıl düzenlenen Bodrum Gastrofest, gastronomi meraklılarını Ege’nin kalbinde, denizin ve tarihin gölgesinde bir araya getirdi. Yalnızca bir yemek festivali değil, aynı zamanda kültürün, zanaatin ve yerel üretimin öne çıktığı çok katmanlı bir deneyim sunmayı başardı.

Bodrum’un Mutfağından Bir Sofra Kuruldu

Festival boyunca Bodrum mutfağının zenginliği adeta gözler önüne serildi. Sadece klasik mezeler değil, geçmişi yüzyıllara dayanan, denizle iç içe bir mutfak kültürü tanıtıldı. Kabak çiçeği dolması, turp otu salatası, ekşili palamut, kalamar dolması gibi yerel tatlar, hem yöre halkının elinden hem de usta şeflerin modern yorumlarıyla sofralara taşındı. Özellikle Bodrum mandalinası ile hazırlanan tatlılar, ferahlatıcı aromasıyla günün yıldızıydı.

Ünlü Konuklar Lezzeti Taçlandırdı

Etkinliğe gastronomi dünyasından pek çok tanınmış isim katıldı. Serdar Karcılıoğlu (Bodrum otelcilerin duayeni ) ,Cüneyt Asan (Et profesörü) ,Sam Çeviköz (Kahvecilerin Kralı ) ,Haldun Tüzel şef  gibi ustalar konuştu   üreticilerle, genç şef adaylarıyla bilgi paylaştı, sürdürülebilir mutfak üzerine önemli mesajlar verdi. Hüseyin Şipal gibi değerli şefler nitelikli bilgileri ile jüride değer kattılar. Emre hoca ,Gökhan Yılmaz gibi değerli hocalar arama konferansı ile Bodrum’a ve ülkeye değer kattılar.

Coğrafi İşaretli Ürünlere Vurgu

Festivalin en güçlü yanlarından biri ise coğrafi işaretli ürünlere verilen önemdi. Bodrum’un gururu haline gelen Bodrum mandalinası, Milas zeytinyağı, Çökertme kebabı gibi ürünlerin sadece lezzeti değil, kimliği ve korunması gerektiği vurgulandı. Bu ürünlerin tanıtımı için kurulan stantlar, hem bilgilendirici hem de tatmin ediciydi. Üreticiler, gelen ziyaretçilere hem hikâyelerini anlattı hem de tattırarak farkındalık yarattı.

Bu vurgu özellikle önemliydi çünkü coğrafi işaretli ürünler, yerel ekonominin sürdürülebilirliği ve kültürel mirasın korunması açısından büyük değer taşıyor. Bodrum Gastrofest, bu konuda örnek bir duyarlılık gösterdi.

 

 Geleceğe Umut Veren Bir Başlangıç

Festivalin en dikkat çekici yönlerinden biri de şatafattan uzak durup doğallığın peşinden gitmesiydi. Ne sunumlarda abartı vardı ne de anlatılan hikâyelerde. Her şey tam da Ege usulü: sade, samimi ve içten. Antik tiyatroda düzenlenen şef söyleşileri, zeytinliklerdeki tadım yürüyüşleri ve mandalina bahçelerindeki atölyeler bu anlayışı pekiştirdi.

Bodrum Gastrofest yalnızca bir yılın heyecanı değil, uzun soluklu bir gastronomi vizyonunun ilk adımı gibi görünüyor. Çünkü Bodrum’un sadece güzel koylara değil, büyük bir mutfak hikâyesine de ev sahipliği yaptığı artık çok daha net.

 

Bu önemli etkinlikte dikkat çeken konu başlıkları aşağıda;

*Taner Kökten tüm iyi niyeti ile etkinlik başarısı için elinden geleni yapmış. İlk etkinlik ile ikincisi arasında ciddi fark yaratmış tebrikler.

*Etkinlikte sponsor olan firma sayısını arttırmak Bodrum’a fayda olacak.

*Bodrum Belediye başkanı etkinlikte yoktu ama yardımcısı destek olmaya hazır ve açılışta iyi bir konuşma gerçekleştirdi.

*Bodrum Belediyesi Zeynep Göztepe Bodrum belediyesi için bir kazanç. Zeynep’in tecrübeleri ile etkinlik çok daha farklı bir hal alabilir .Gerek babası gerekse annesinin Bodrum’a kattıkları ortada .

 

Şimdi gelelim Mezra ‘da Ferhunde; Salih Ünlü mekanına. Gala için destek veren Salih GTD üyemiz. Sağ olsun Yalıkavak’taki yeni mekanına  davet etti. Hemen transferimi gerçekleştirdi. Kendisi yedi dönüm alana muhteşem bir gastronomi ve sanat merkezi konumlandırmış. Burayı tek bir restoran olarak anlatmak mekana haksızlık olur. Öncelikle böyle bir alanı bulmak çok zor. Bulduktan sonra da doğal alanı koruyarak hem fine dining hem de eğlenceli bir mekan ve sanat galerisi alanı yaratmak Salih kardeşimin vizyonu ile olabilirdi. Bence San sebastiandaki michelin yıldızlı mekanlardan daha iyi. Her açıdan. Vizyoner şef Serhat Doğramacı yine harikalar yaratmış. Hem ortam hem de dekor hem de eğlence olunca içerde oturacak masa bulmak kolay olmadı. Sağ olsun bana en güzel yere masamı kurdu. Yeni nesil eğlenceli meyhane de özel lezzetler tadımladım. Baştan sona Salih gerek Bodrum’a gerekse ülkeye gastronomik anlamda değer katmış. Kendisini ve ekibini içten tebrik ediyorum. Orada bu kalitede ekibi de istihdam etmek kolay değil. Ülkemize böyle yatırımcılar lazım.

Oradan sonra beni bir Yunan-Türk müzikleri bekledi; Yorgo en önde masamı ayıtmış. Zazu da muhteşem bir sanat performansı ile tüm gelenleri inanılmaz eğlendirdi. Özellikle repertuarına ve orkestrasına da hayran kaldım. Bodrum’a giderseniz yat limanı karşısında Zazu’da samimi bir eğlence sizi bekliyor. Yorgo haftanın belli günlerinde Turizm Bakanımızın otelinde de canlı performans sunuyor. Ama burası çok merkezi. Yorgo kardeşimin özel dansını da sakın kaçırmayın ben izlerken başım döndü…

Bodrum’da en efsane konu ise; Efsanelerin efsanesi Hadi Gari mekan sahibi Numan ile karşılaşmak oldu. Tesadüfen hediyelik eşya bakarken eski Bodrum’u konuşmaya başladık. Eski süngerler artık satılıyor mu, Zeki Müren’in evi, Halikarnas Balıkçısı ve TV’deki dizi yansımalarını konuşurken; ben Hadi Gari ve Halikarnas Disco’dan bahsettim. Hadi Gari sahibi Numan vardı çok önemli idi Bodrum için dedim. Karşımdaki dedi ki Numan benim. Görüşmeyeli 32 yıl olmuş. Tesadüf hediyelik eşya dükkanı işletirken karşılaştık. Sonra Bodrum limonatası ile eski yılları ve eski Bodrum’u masaya yatırdık. Gözlerimiz doldu. Şimdilerde Bodrum meydan da Çağ kebabı  ve çakma tişört satıcıları var. O dönemde Hadi Gari’nin karşısında Ora ,Oranın yanındaki Quiksilver Ersin’e kadar konuştuk. İşte eski Bodrum kalitesi ve şimdiki Bodrum.

Neyse Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla…

 

 

 

 

 

 

Authors

Exit mobile version