Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Psikolojiye yönelmenize ne sebep oldu? Bu yolculuk nasıl başladı?
Merhaba, ben Psikolog İlayda İpekel. İnsan ruhunu, duygularını ve davranışlarını anlama merakım aslında çok erken yaşlarda başladı. İnsanın sadece dışarıdan görünen hâliyle değil, iç dünyasıyla da ne kadar derin ve katmanlı bir varlık olduğunu fark etmek beni psikolojiye yönlendirdi. Zamanla bu ilgi, bir meslek seçiminden öte, benim için gerçek bir yaşam yolculuğuna dönüştü. Bugün de hem bireysel çalışmalarımda hem de sosyal projelerde, insanın kendini tanımasına, duygularını anlamlandırmasına ve daha farkında bir yaşam kurmasına eşlik etmeyi çok kıymetli buluyorum.

Sizce gastronomi ve psikoloji arasında nasıl bir bağ var? Duygularımız yeme deneyimimizi nasıl etkiliyor?
Gastronomi ve psikoloji arasında aslında düşündüğümüzden çok daha güçlü bir bağ var. Yemek yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değil; aynı zamanda hafızayla, duygularla, ilişkilerle ve hatta kimlikle bağlantılı bir deneyim. Bazen bir tat bizi çocukluğumuza götürür, bazen bir masa etrafında kurulan bağlar bize aidiyet hissi verir. Duygularımız da yeme deneyimimizi doğrudan etkiler; stresliyken, yalnızken, mutlu ya da kutlama hâlindeyken yemeğe yüklediğimiz anlam değişir. Bu nedenle yemek, yalnızca ne yediğimizle değil, nasıl hissettiğimizle de çok yakından ilgilidir. Aslında sofralar çoğu zaman bilinçdışımızın da sessizce konuştuğu alanlardır.
Pera Palas gibi tarihi bir mekânda Freud’u konuşmak sizce deneyimi nasıl dönüştürüyor?
Pera Palas gibi güçlü bir hafızası olan bir mekânda Freud’u konuşmak, geceye çok özel bir atmosfer katıyor. Çünkü Freud’un kuramları da tıpkı böyle mekânlar gibi katmanlı, sembolik ve geçmişin izlerini bugüne taşıyan bir yapıya sahip. Tarihi bir yerde bulunmak, insanın zaman algısını değiştiriyor; yalnızca bir etkinliğe katılmış olmuyorsunuz, adeta geçmişle bugün arasında psikolojik bir köprü kuruyorsunuz. Bu da Freud’u sadece teorik olarak dinlemekten öte, onu bir deneyim olarak hissetmeye alan açıyor.
Bu geceye katılanlar sizce nasıl bir duygu ve farkındalıkla ayrılacak?
Benim dileğim, katılan herkesin buradan yalnızca yeni bilgiler edinmiş olarak değil, kendine dair küçük ama etkili farkındalıklarla ayrılması. Freud’u konuşmak çoğu zaman insanın sadece teorileri değil, kendi iç dünyasını da düşünmesine neden olur. Belki bastırdığı bir duyguyu, belki tekrar eden bir ilişki örüntüsünü, belki de kendine dair daha önce hiç fark etmediği bir tarafı sorgulamaya başlayacak. Bence bu geceden çıkarken en kıymetli şey, insanın kendine biraz daha yakından bakma cesareti kazanması olacak.
“Freud Gecesi” tek seferlik özel bir deneyim mi, yoksa ilerleyen dönemde farklı konseptlerle ya da tekrarlarla devam etmesini planlıyor musunuz?
“Freud Gecesi” kendine özgü bir deneyim; ancak gördüğümüz yoğun ilgi, bunun bir başlangıç olduğunu açıkça gösterdi. Nitekim ikinci gösterimimizi şimdiden planladık. Psikolojiyi sadece klinik odalarda değil, yaşamın içinde, kültürle, sanatla, mekânla ve deneyimle buluşturmak çok heyecan verici. Nitekim etkinliğimizin ikinci gösterimi şimdiden planlandı. Gördüğümüz yoğun ilgi, bu deneyimin ne kadar karşılık bulduğunu bize açıkça gösterdi. Bu nedenle ilerleyen dönemde farklı psikoloji temalarıyla, farklı duygusal deneyim alanları açan yeni konseptlerle de devam etmesini isterim. İnsanların psikolojiye yalnızca bilgi olarak değil, hissederek yaklaşabildiği bu tür gecelerin çok kıymetli olduğuna inanıyorum.
Son olarak bu geceye katılacaklara ne söylemek istersiniz?
Bu geceye gelirken yalnızca dinlemeye değil, hissetmeye ve düşünmeye de açık gelsinler isterim. Bazen tek bir cümle, tek bir çağrışım ya da tek bir fark ediş insanın içinde uzun süre yankılanabiliyor. Umarım bu gece herkes için hem keyifli, hem düşündürücü, hem de iç dünyasına dokunan özel bir deneyim olur. Biraz merakla, biraz cesaretle ve bolca açıklıkla bu gecenin tadını çıkarsınlar.