Cumartesi, Ocak 31, 2026

“Sessiz Kalmayacağım”

25 Kasım… Kadına karşı şiddete dur demek için hatırladığımız bir gün. Ama benim için bu sadece bir tarih değil; her gün farkında olmam gereken bir gerçek, her gün hatırlamam gereken bir sorumluluk.

Ne yazık ki şiddet sadece görünür yaralar bırakmaz. Sessizce ruhlara sızar; korku, yalnızlık, değersizlik hisleriyle hayatı ağırlaştırır. Bazen en zor olanı, bu acıyı dışarıya göstermeden taşımaktır. Bugün, ben kendi hislerimle buradayım; sessiz kalan kadınların sesi olmak için. Sessiz kalmayacağım, çünkü biliyorum ki her sessizlik, şiddeti normalleştirme riskini taşır.

Kadın olmak, kırılgan hissetmekle birlikte inanılmaz bir güç taşımaktır. Kendi sınırlarını çizebilmek, “hayır” diyebilmek, özgürce nefes alabilmek… Bunlar her kadının doğal hakkıdır. Ama ne yazık ki bazıları, bu hakları elinden almaya çalışır. İşte tam da bu yüzden, kendi gücümüzü ve sesimizi sahiplenmek zorundayız.

Günlük hayatın içinde şiddetin görünmeyen izleriyle karşılaşmak çok olağan gibi görünebilir. Bir iş yerinde duyduğumuz cinsiyetçi sözler, sokakta aldığımız rahatsız edici bakışlar, sosyal medyada gördüğümüz küçük ama sürekli tacizler… Hepsi birleştiğinde büyük bir yük haline gelir. Ama her bir deneyim, kadınların sesini duyurması için bir çağrı niteliğindedir. Bu çağrıyı duyduğumuzda, birbirimize sahip çıkabiliriz.

Benim gözümde her kadın bir hikâyedir; bir mücadele, bir umut, bir hayaldir. Ve her hikâye duyulmayı hak eder. Sessiz kalmak, sadece kendimizi değil, diğer kadınları da yalnız bırakmak anlamına gelir. Bu yüzden bugün, kendime ve tüm kadınlara söz veriyorum: Hislerimizi paylaşacağız, birbirimizi koruyacağız, birbirimize güç vereceğiz. Sessizliği kıracağız.

Bazen bir bakış, bir kelime, bir dokunuş bile yeterlidir. Ama şiddet karşısında sessiz kalmamak, bir bakıştan daha fazlasını gerektirir; cesur adımlar, güçlü sözler ve dayanışma ister. Biz, her kadının yanında durarak bunu başarabiliriz.

Ben kendi hayatımda da fark ettim ki, bazen sessizlik bir seçim değildir; korkudur. Ama korkuyu cesarete dönüştürmek mümkündür. Bir kadın olarak kendi sınırlarımı çizdiğimde, sesimi duyurduğumda, sadece kendime değil, etrafımdaki diğer kadınlara da ilham veriyorum. Çünkü fark ettim ki, cesaret bulaşıcıdır.

Bugün ben, kendi hikâyemi, kendi hislerimi paylaşarak bir adım atıyorum. Belki okuyan bir kadın, kendini yalnız hissettiğinde bu satırlarda kendi sesini bulacak. Belki bir erkek, şiddetin ne kadar derin izler bıraktığını anlayacak. Belki toplum olarak hepimiz, kadınların güvenli, özgür ve saygıyla yaşayabileceği bir dünya için farkındalık kazanacağız.

Kadınların sesi, geçmişte bastırılmış olabilir; ama bugün artık susturulamaz. Küçük bir cesur adım, bir güçlü söz, bir dayanışma hareketi… Bunlar birleştiğinde, görünmeyeni görünür kılacak bir dalga yaratır. Biz bu dalganın parçasıyız.

Unutmayalım:
Bir kadının sesi sustuğunda, toplumun vicdanı da sustu demektir.
Ve ben, sessiz kalmayacağım.

Her kelime, her his, her paylaşım bir adım…
Ve bugün, ben o adımı atıyorum.

Authors