Cumartesi, Ocak 31, 2026

GÜZELLİK GÜÇ İLİŞKİSİ 

Truvalı Helen aslında Zeus ile Nemesis’in kızıdır.
Evet—Helen’in güzelliğine neden “ilahi kader” gözüyle bakıldığının, neden tüm Yunan dünyasını ateşe veren Troya Savaşı’nı başlattığının mitolojik gerçek  tam da buradadır.
Nemesis ise ilahi adalet ve intikam tanrıçasıdır
Nemesis
•Yunan panteonunun adaleti sağlayan tanrıçasıdır.
•Aşırı kibri cezalandırır .
•İnsanların hak ettiği kadarını almasını sağlar.
•Zeus ile çoğu anlatımda hem korkulan hem dengelenen bir ilişkisi vardır.
👑 Helen’in Doğumu: Kaderden Kaçan Tanrıça
Efsaneye göre Zeus, Nemesis’e âşık olur ve onunla birlikte olmak ister.
Ama Nemesis, Zeus’un kendisine yaklaşmasını büyük bir “dengesizlik” olarak görür, zira kendi görevi insanlar ve tanrıların haddini aşmasını engellemektir.
Bu yüzden ondan kaçmaya başlar.
🔹 Nemesis sürekli şekil değiştirir
•Su kuşu olur
•Balık olur
•Yaban hayvanı olur
Ama Zeus her defasında başka bir forma girerek onu takip eder.
Nemesis sonunda kaz olur.
Zeus ise kuğuya dönüşerek onu yakalar.
Bu birliktelik sonucunda Nemesis bir yumurta bırakır.
🥚 Helen Yumurtadan Çıkan Kızdır
Nemesis yumurtayı Sparta Kraliçesi Leda’nın kucağına bırakır.
Leda da yumurtayı büyütür.
Bu yumurtadan:
Helen çıkar;
Böylece Helen, kader tarafından belirlenmiş, kısmen Nemesis’in çocuğu sayılan, güzelliğiyle dünyayı değiştirecek bir figür olarak sahneye çıkar.
Helen’in Nemesis’ten gelmesi, Troya Savaşı’nın:
•Bir kader cezası,
•İnsanların kibir ve güç hırsının ilahi bedeli,
•Dünyaya “eşitlik ve denge” getiren bir kırılma noktası
olduğu düşüncesini güçlendirir.
Yani Helen’in güzelliği:
* sadece estetik bir armağan değil,
*tanrısal adaletin çok büyük bir fırtınayı başlatmak için kurguladığı bir güçtür.
Bu versiyon Helen’i yalnızca güzel bir kadın değil, tanrısal bir kaderin yeryüzüne inmiş hâli yapar.
“Koskoca Troya, gerçekten bir kadın yüzünden mi yıkıldı?”
Dünyanın hiçbir büyük savaşı tek bir bakış, tek bir aşk ve tek bir güzel yüz için başlamaz.
Helen ise bu dev fırtınanın sadece vitriniydi
Mitolojik Arka Plan: Bir Elma ve Üç Tanrıçanın Kıskançlığı
Her şey Olimpos’taki bir düğünde başlıyor.
Altın bir elma… Üzerinde “En Güzele” yazıyor.
Hera, Athena ve Afrodit elmaya yapışıyor.
Kararı Troya prensi Paris veriyor.
Afrodit’e “güzellik ödülü”nü veriyor, karşılığında dünyanın en güzel kadını Helen’i alıyor.
Helen ise Sparta Kralı Menelaos’un eşi.
Paris ya Helen’i kaçırıyor ya da Helen Paris’le gönüllü gidiyor bilemiyorum.
Ama sonuç değişmiyor:
Bir kraliçenin onuru kırılıyor.
Bir kralın sabrı taşırılıyor.
Bir millet kolektif olarak ayağa kalkıyor.
Kısacası hikâye bize şöyle sesleniyor:
Bir insanın duygusal krizi, bütün bir coğrafyanın kaderini değiştirebilir.
Gerçek Sebepler: Troya’nın Altın Anahtarı
Ama işin gerçeğine gelirsek…
Arkeologlar, tarihçiler, hatta jeopolitikçiler aynı noktada birleşiyor:
Helen sadece bahaneydi.
Asıl mesele ticaret yollarının kontrolüydü.
Troya, Ege ile Karadeniz’in kesiştiği, Boğazlar’ın kapı anahtarı olan bir konumdaydı.
Bugün İstanbul neyse, o dönem Troya oydu.
•Gemiler oradan geçiyor,
•Vergiler Troya’ya akıyor,
•Anadolu ile Avrupa arasındaki deniz hâkimiyeti Troya’dan geçiyordu.
Miken kralları da bu güçten pay istiyordu.
Ama Troya’nın güçlü surları ve ticaret gelirleri buna izin vermiyordu.
Bir bahane lazımdı.
Duygusal bir ateş…
Halkı mobilize edecek bir hikâye…
“Onurumuz çiğnendi” diyecek bir sembol…
Helen tam da burada tarih sahnesine çıkıyor:
Bugünün gazetelerinde görsek şaşırmayacağımız türden bir başlık:
“Menelaos’un Eşi Kaçırıldı! Yunanlar Troya’ya Yürüdü!”
Aşık Veysel de sözbirliği etmişçesine aynı şeyi söyler: “Sendeki güzellik neye yarar; bu bendeki aşk olmasa!” Evrendeki nesneleri var eden biz insanların o nesnelere yüklediği değerdir.
Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla …

Authors