Pazartesi, Ocak 12, 2026

Kalbe İyi Gelen Şeyler: Prof. Dr. Mutlu Vural ile Sağlıklı Yaşamanın Kalbine Yolculuk

Kalp sağlığı, yalnızca tıbbi bir uzmanlık alanı değil; yaşam biçimimizi, beslenmemizi, stresle baş etme şeklimizi, hatta hayata bakışımızı da içine alan bütüncül bir kavram. Günümüzde kalp ve damar hastalıkları hâlâ en önemli ölüm nedenleri arasında yer alırken, bu alanda doğru bilgiye ulaşmak ve farkındalık kazanmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor.

Klinik ve girişimsel kardiyoloji alanındaki uzun yıllara dayanan deneyimi, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve güçlü sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Prof. Dr. Mutlu Vural, kalbe bakış açısını yalnızca “hastalık” üzerinden değil, insanın tüm yaşam dengesi üzerinden ele alan isimlerin başında geliyor. “Kalbe İyi Gelen Şeyler” mottosunu bir meslek anlayışı ve yaşam felsefesi hâline getiren Prof. Dr. Vural ile; kalp sağlığında doğru bilinen yanlışları, modern tedavi yaklaşımlarını, ruhsal dengenin önemini ve herkesin bilmesi gereken hayat kurtarıcı kalp masajı bilgisini konuştuk.

Bu röportajda, kalbinize gerçekten iyi gelenleri bilimsel verilerle ama herkesin anlayabileceği bir dille bulacaksınız.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Prof. Dr. Mutlu Vural. Klinik ve girişimsel kardiyoloji alanında çalışıyorum. Uzun yıllardır kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi, tanı ve tedavisiyle ilgileniyorum. Mesleki hayatım boyunca sadece hastalığı tedavi etmeyi değil, hastayı bütüncül olarak ele almayı; yani korkularını, beklentilerini ve yaşam koşullarını da anlamayı önemsedim. Bugün muayenehane pratiğimde de bilimsel, kanıta dayalı teknikler, güncel ve hasta dostu bir yaklaşımı temel alıyorum. Sosyal sorumluluk projelerine her zaman çok önem verdim. Çevrecilik, sokak çocuklarının rehabilitasyonu, kalp krizi ve ani kalp durmasından ölümlerin önlenmesi, toplumda ilk yardım bilincinin artması gibi pek çok gönüllü projede çalıştım. Hayatta Kal Derneği başkanı; Türkiye Sokak Çocukları Vakfının yönetim kurulu üyesiyim. Uygulamalı ilkyardım konusunda televizyon programları sundum. Sosyal medyada eğitici videolar yaparak, kalp krizi ve kalp masajının önemi konusunda uygulamalı konferanslar vererek gönüllülük esasına göre çalışmalar yapmaktayım.

“Kalbe İyi Gelen Şeyler” mottosu sizin için ne ifade ediyor? Bu cümle, mesleki yolculuğunuzun neresinde duruyor?

“Kalbe İyi Gelen Şeyler” benim için sadece tıbbi bir ifade değil, bir yaşam felsefesi. Kalp sadece bir pompa değil; stresle, mutlulukla, yaşam tarzıyla çok yakından ilişkili bir organ. Mesleki yolculuğumun tam merkezinde yer alıyor. Çünkü kalbe iyi gelen şeyler bazen bir ilaç, bazen düzenli bir yürüyüş, beslenme ve yaşam tarzında değişiklik, bazen de kaygının azalması, sevgi ve uyku kalitesinin olabiliyor. Ben hekimliğimi bu bütünlük içinde yapmaya çalışıyorum. Sağlık sosyal, ruhsal ve bedensel iyilik halidir. Kalbe iyi gelen her alana giriyorum.

Bir hekim olarak, hastalarınıza sadece tıbbi tedavi değil, yaşam tarzı ve ruhsal denge açısından ne tür önerilerde bulunuyorsunuz?

Kalp hastalıklarında ilaçlar çok önemli ama tek başına yeterli değil. Örneğin stresle aniden tansiyonu 20’lere fırlayan diğer zamanlarda normal seyreden hastaya tansiyon ilacı yetersiz kalır. Hastada buna neden olan çoğu zaman kaygı bozukluğu yada panik atak ise tanısını koymak gerekiyor. Çarpıntısı olanların beşte dördünde sebep stres yada ruhsal nedenler. Bu hastalarda beloc yada dideral verip sonucu tedavi etmek yerine kaynağına inip kökünden çözmek en iyisi. Ritim bozukluğu bile olsa ruhsal denge burada da katkı sağlıyor. Bu alanda çalıştığım ekibimle EMDR gibi terapi yöntemleri ile kaygı ve paniğin kalbe etkisini büyük oranda çözüyoruz.   Hastalarıma ayrıca düzenli fiziksel aktiviteyi, sağlıklı beslenmeyi, uyku düzenini ve stres yönetimini mutlaka anlatıyorum. Kalp yetersizliğinde idrar sökücüleri asgari düzeyde kullanmak için lenfatik sistem egzersizleri ve solunum kas egzersizlerini hastaya öğretiyorum. Ayrıca sürekli kaygı, bastırılmış stres ve tükenmişliğin kalp sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu vurguluyorum. Ruhsal dengeyi korumak, kalbi korumanın en önemli adımlarından biri. Bu alana çok önem veriyorum. Hastanın yaşamdan keyif alması, sağlıklı insanlar gibi aktif yaşaması benim açımdan en önemli kriter.

Kalp sağlığı konusunda toplumda doğru bilinen yanlışlar neler?

En sık karşılaştığımız yanlışlardan biri “Genetikse yapacak bir şey yok” düşüncesi. Oysa genetik yatkınlık olsa bile yaşam tarzı ile kalp krizi ve felç riski büyük ölçüde azaltılabiliyor. Bir diğer yanlış da “Gençlerde kalp krizi olmaz” algısı. Maalesef günümüzde genç yaşta kalp krizi vakalarını daha sık görüyoruz. Ayrıca kalp hastalıklarının sadece erkekleri ilgilendirdiği düşüncesi de doğru değil; kadınlarda belirtiler daha sinsi seyredebiliyor.

Prof. Dr. Mutlu Vural olarak şu anda üzerinde yoğunlaştığınız başlıca çalışmalar ve projeler nelerdir?

Şu dönemde özellikle kalp yetersizliği, koroner arter hastalığı ve modern girişimsel tedaviler üzerine yoğunlaşıyorum. Sanal anjiyografi sık kullanılıyor. Bir sonraki aşamada hiçbir şikayeti olmayan hastalara stent konulması yada bypass yapılmasına karşıyım. Türkiye’de anjiyoya bakarak kalp damarlarındaki darlıkların derecesini göz kararı değerlendirilerek stent yada bypass kararı veriliyor. Oysa FFR gibi basınç teli ile darlık öncesi ve sonrası basınç değerlendirildiğinde ve buna damar içi görüntüleme entegre edildiğinde tedavi edilen damar sayısı düşüyor. Üç-dört damar denilen hastanın bir damarına stent takılıyor yada tamamen ilaç tedavisine karar veriliyor. Güney Kore insanın bypass olunca göğüs ayrıldığında ruhun kaçacağı korkusu nedeniyle 1998 yılından beri sol ana koronere stent tedavisi uygulamaları nedeni ile ben 10 yıl önce bu işlemin dünyada öncüsü SJ Park ve ekibi ile çalışmalara başladım. Her yıl oradaki uluslar arası toplantılara bir ya da iki kere gitmekteyim. Türkiye’de bypass denilen iki yüzden fazla sol ana koroner vakasını bilekten anjiyo ile tedavi ettim. Çok damar hastalığında da entegre FFR ve IVUS yöntemini kullanıyorum.

Bunun yanında sosyal medya ve dijital platformlarda, tıbbi bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmaya yönelik içerikler üretiyorum. Amacım, doğru bilgiyi hastalarla daha erken buluşturmak ve farkındalığı artırmak.

Kalp alanında sosyal sorumluluk bağlamında üç kamu spotunun metnini yazdım ve senaryosunu planladım. Toplu kalp masajı etkinlikleri yaptım. Vatandaşın sağlık okur yazarlığını artırmaya dönük pek çok program gerçekleştirdim. Hala da gönüllü olarak “Kalbe İyi Gelen Şeyler” yapmaya devam edeceğim.

Ayrıca başkanı olduğum Hayatta Kal Derneği gönüllülerinden bir arkadaşımız kayıp insanları arama köpeği eğitti. Köpek ve bakıcısı ile kayıpları arayan ekiplere destek olmayı planlıyoruz.

 

Kalp krizi riskini azaltmak için neler yapılmalı?

Belirti olmadan da kalp hastalığı olabileceği unutulmamalı. Risk faktörü olan herkesin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor. Herkesin bir kalp krizi riski var ve bunu hesaplamak mümkün. Framingham risk skoru, kişiselleştirilmiş yeni ilavelerle bunu hesaplıyoruz. Ben 18 yaşını geçen herkesin kalbinde plak olduğuna inanıyorum. O yüzden şikayeti olmayana sanal anjiyo yerine 10 yıllık kalp krizi risk hesabı ve çıkan risk skoruna göre riski düşüren adımlar ve ilaçlar daha anlamlıdır. Sanal anjiyo kalp krizi riskini azaltmıyor. Üstelik kanser riskini artırıyor. Riskimizi azaltmak için öncelikle sigaradan kesinlikle uzak durulmalı. Düzenli egzersiz, Akdeniz tipi beslenme, tansiyon ve kolesterol kontrolü çok önemli. Diyabet varsa mutlaka iyi yönetilmeli. Riski yüksek çıkan, insülin direnci ve metabolik sendrom durumunda önlemler artırılmalı, kolesterol ilacı yada aspirin gibi daha güçlü bir müdahale yapılmalıdır. Her ihtimale karşı kalp krizi belirtileri öğrenilmelidir.

Son olarak, okuyucularımıza kalp masajı konusunda akıllarında kalması gereken en önemli mesaj ne olur?

En önemli mesaj şu: Kalp masajı yapmak zarar vermez, yapmamak zarar verir. Bilinci kapalı ve tepkisiz bir kişi gördüğümüzde hemen 112’yi arayıp/arattırıp, güçlü ve hızlı bir şekilde göğüs ortasına bası uygulamak hayat kurtarır. Nabız yada solunum kontrolü gelişmiş dünyada önerilmiyor. Çünkü kalbi duran kişi üç dakika kadar rekleks soluk alıp verebilir. Nabız bakan kişi kendi nabzını alabilir. Bunlar kalp masajını geciktirir. Her geçen dakika yaşama şansı %7 azalır. Sadece 3 dakika sonra beyin hasarı başlar, 6 dakika sonra ağır beyin hasarı gelişir ve müdahale edilmezse 12 dakika sonra ölü kabul edilir. Ambulans bu sürede hastaya yetişemez. Yanında bulunanların ambulans gelene kadar yapacağı kalp masajı ile beyin 30 dakika canlı kalır. Ambulans geldiğinde elektroşok ile kalbin yeniden çalışma ihtimali yüksek olur. Üstelik kalbi çalışan kişi ertesi gün uyanır. Gelişmiş dünya suni solunumu da terk etmiştir. Kalp masajı ile zaten 250 ml kadar nefes alış verişi olur bu yeterlidir.

Kalp sağlığı gibi hayati bir konuda, bilimsel bilgiyi insan odaklı bir bakış açısıyla ele alan Prof. Dr. Mutlu Vural’a bu değerli paylaşımı için teşekkür ediyoruz. Röportaj boyunca yalnızca modern kardiyolojinin geldiği noktayı değil, aynı zamanda sağlıklı yaşamanın, ruhsal dengeyi korumanın ve toplumsal farkındalığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görme fırsatı bulduk.

Resto Dergisi olarak; sağlığa, yaşama ve insanın iyilik hâline katkı sunan her bilgiyi okurlarımızla buluşturmayı önemsiyoruz. Kalbe gerçekten iyi gelen şeyleri bizlerle samimiyetle paylaştığı, gönüllülük çalışmalarıyla topluma umut verdiği ve bu röportaja değer kattığı için Prof. Dr. Mutlu Vural’a teşekkür eder, okurlarımıza sağlıklı, dengeli ve kalplerine iyi gelen bir yaşam dileriz.

 

Yazar