GIDA SEKTÖRÜNÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ETKİSİ

GIDA SEKTÖRÜNÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ETKİSİ

Atmosferdeki sera gazlarının gelen güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle, yerkürenin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen doğal süreç doğal sera etkisi olarak adlandırılır.

Sera gazı birikimlerindeki artışlar, yerkürenin daha fazla ısınmasına yol açan pozitif ışınımsal zorlamanın oluşmasını sağlar. “Yerküre/atmosfer ortak sisteminin enerji dengesine yapılan pozitif katkı”, kuvvetlenmiş sera etkisi olarak adlandırılır. Bu ise, Yerküre atmosferindeki doğal sera gazları yardımıyla yüz milyonlarca yıldan beri çalışmakta olan doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi anlamını taşır ve küresel bir iklim değişikliğini tetikler.

İklim Değişikliğine neden olan sera gazlarının azaltılmasına yönelik hiçbir önlem alınmaması yönünde geliştirilen senaryoya göre, küresel emisyonların 2050 yılında %37-52 arasında artacağı, bunun da sanayileşme öncesi döneme göre küresel ortalama sıcaklıkları 1,7-2,4 °C artıracağı sonucu ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak iklim değişikliğinin olumsuz etkileri artacaktır.

İklim değişikliği ile mücadelede; ön plana çıkan temel politika ve önlemler; enerji, ulaşım, endüstriyel işlemler, tarım, atık ve arazi kullanımı ve ormancılık sektörlerinde yoğunlaşmaktadır.

Türkiye ikliminde gözlenen ve beklenen muhtemel değişiklikler belirtilmek üzere, Türkiye’nin uzun süreli sıcaklık ve yağış değişikliklerini ve eğilimlerini ortaya çıkarmayı hedefleyen Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmaların sonuçlarına göre sıcaklık değişiklikleri Türkiye’nin 1981–2010 iklim periyodundaki yıllık ortalama sıcaklığı 13,5 °C’dir. 1971-2015 yılları arasında Türkiye ortalama sıcaklıklarında 3,7°C/100 yıl şeklinde bir artış olduğu eğilimi olduğu görülmektedir.

Peki bu tablo içerisinde gıda endüstrisinin yeri nerde acaba? Geçtiğimiz ay yayınlanan bir araştırmaya göre dünyanın en büyük süt işletmelerinden 13’ünün iklim üzerindeki toplam etkisinin, madencilik şirketi BHP veya petrol devi ConocoPhilips’ten daha büyük olduğunu ortaya koyuyor. Tarım ve Ticaret Politikaları Enstitüsü’nün bulgularına göre 2015-2017 yılları arasında süt şirketlerinin tümünün toplam emisyonu %11 düzeyinde artmış durumdadır.  Bu süreçte süt üretimi ise sadece %8 artmıştır.

 

Hayvancılık sektöründen kaynaklanan karbondioksit, metan ve diazot oksit gibi sera gazı emisyonları iklim değişikliğine etki etmektedir. İklim değişikliğinin hayvancılık sektörü üzerindeki etkileri fiziksel çevre koşulları ile bakım ve besleme koşulları kapsamında değerlendirilmektedir. Etkiler arasında barındırma maliyetlerinde artış, üreme, süt ve et veriminde düşüşler sayılabilmektedir. Metan salımının %35’i hayvancılık sektöründen kaynaklandığı düşünüldüğünde hayvansal tüketim yaptıkça dünyamızı ısıtmaya devam ediyoruz.

Gıdayla ilgili en önemli konulardan biri de beslenme alışkanlıklarımız..

Bazı gıdalara olan talebin belirli dönemlerle sınırlandırılması sera gazı emisyonlarının geriletilmesinde önemli etki yapacaktır. Hayvancılık kaynaklı metan emisyonları ve mevsimi dışında meyve ve sebze üretiminin yol açtığı sera gazı salınımlarını azaltmak alınacak önlemlerin başında gelmektedir.

Bu durum akla şu soruyu getiriyor: İklime uygun bir diyet var mı? Beslenme alışlanlıklarımızı değiştirerek dünyamızı soğutabilir miyiz?

Doç. Dr. Efsun Dindar