Pazartesi, Şubat 16, 2026

Dilek Çakır ile Karanlıkta Parlayan Bir Vizyon: Demirköy Ateş Böceği Eko-Turizmi

Türkiye’nin ilk planlı Ateşböceği Eko-Turizm Girişimi olan Demirköy Ateşböceği Festivali’nin arkasındaki vizyonu ve hedefleri, projenin öncülerinden DÇ Danışmanlık kurucusu, GTD Trakya Lüleburgaz Temsilcisi, Dilek Çakır ile konuştuk. Kendisi, bu projenin sadece bir festival olmadığını, aynı zamanda bir koruma ve farkındalık hareketi olduğunu vurguluyor.

 

Merhaba, Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz Dilek Hanım? 

Merhaba, ismim Dilek Çakır; sürdürülebilirlik, turizm, kültür, spor ve sosyal etki alanlarında çok paydaşlı projeler geliştiren; iletişim, marka yönetimi ve fon kaynakları konusunda uzmanlaşmış bir proje lideri ve organizatördür. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve yerel yönetimler arasında köprü kuran bütüncül bir çalışma yaklaşımına sahiptir.

Gastronomi ve Turizm Derneği (GTD) Trakya Bölge Temsilcisi

  • Trakya Bölgesi’nde gastronomi, turizm ve yerel kalkınma odaklı çalışmaları koordine eder.

Özel Güneş Spor Kulübü – Başkan Yardımcısı

  • Spor kulübünün kurumsal yapılanması, iletişim ve organizasyon süreçlerinde aktif rol alır.

Festival ve Organizasyon Yöneticisi

  • Kültür, doğa, spor ve turizm temalı festival ve etkinliklerin konsept geliştirme, planlama ve uygulama süreçlerini yönetir.

Hibe ve Fon Danışmanı

  • Ulusal ve uluslararası hibe programları (AB, UNDP, Erasmus+, kalkınma ajansları vb.) için proje geliştirme, başvuru hazırlama ve fon yönetimi hizmetleri sunar.

 

Dilek Hanım, merhaba. Türkiye’de bir ilke imza atarak Ateşböceği Festivali’ni düzenliyorsunuz. Bu projenin doğuş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Elbette, memnuniyetle. Bu proje, aslında uzun süredir hayalini kurduğumuz bir koruma ve farkındalık çalışmasının bir meyvesi. Istranca Dağları, bildiğiniz gibi Türkiye’nin en bakir ve değerli orman ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Biz de DÇ Danışmanlık ve Nereye Gidiyoruz ekibi olarak, bu eşsiz coğrafyanın değerini sadece korumakla kalmayıp, bu değeri insanlara doğru bir şekilde nasıl anlatabileceğimizi düşündük. Ateş böcekleri, ışık kirliliği ve habitat bozulmasına karşı aşırı hassas canlılar. Onların varlığı, bir ekosistemin ne kadar sağlıklı olduğunun en sihirli göstergelerinden biri. İşte bu noktada, Türkiye’nin ilk planlı Ateşböceği Eko-Turizm uygulamasını hayata geçirme fikri doğdu. Amacımız, insanları doğanın bu sessiz mucizesiyle buluştururken, aynı zamanda onları doğayı koruma konusunda bilinçlendirmek.

 

Bu çalışmayı Türkiye’de bir “ilk” yapan unsur nedir?

Türkiye’de ilk kez ateş böcekleri odağında planlı, rehberli ve koruma temelli bir eko-turizm uygulaması hayata geçiriliyor. Aynı zamanda Avrupa genelinde koruma altında olan kırmızı orman karıncası yuvalarından ikisinin Demirköy’de bulunması, bu bölgeyi uluslararası ölçekte de çok kıymetli kılıyor.

 

Festivalin bir de “kırmızı orman karıncaları” odaklı bir farkındalık boyutu var. Bu iki konuyu nasıl bir araya getirdiniz?

Çok doğru bir nokta. Kırmızı orman karıncaları, orman sağlığının adeta doktorlarıdır. Onlar, ekosistemin dengesini sağlayan kritik türlerden. Avrupa genelinde koruma altında olan bu karıncaların sınırlı sayıdaki yuvalarından iki tanesinin Demirköy’de bulunması, bölgenin ekolojik önemini bir kez daha kanıtlıyor. Biz de dedik ki, madem ateş böceklerinin ışığıyla insanları buraya çekiyoruz, o zaman onlara ormanın görünmeyen kahramanlarını, yani bu karıncaları da anlatalım. Gündüzleri uzman rehberler eşliğinde karınca yuvaları hakkında bilgi verip, geceleri ateş böceklerinin sessiz dansını izleterek, ekosistemin bir bütün olduğunu ve her bir canlının bu bütünün ne kadar önemli bir parçası olduğunu göstermek istiyoruz.

 

 

 

Ateş böcekleri açısından bakıldığında en büyük tehdit nedir?

Işık kirliliği ve habitat bozulması. Ateş böcekleri yapay ışığa son derece duyarlıdır. Bu yüzden etkinliklerimizde güçlü ışık, flaşlı fotoğraf ve yüksek ses kesinlikle yasak. Sessizlik, karanlık ve saygı bu deneyimin temelidir.

 

 

Festival süreci nasıl işleyecek?

Haziran sonu–Temmuz ortası arasında ateş böceği gözlemleri yapılacak. 3–4–5 Temmuz’da ise Demirköy Ateş Böceği Festivali düzenlenecek. Küçük gruplarla, rehberli, sessiz gözlem yürüyüşleri, ekolojik eğitimler ve doğa dostu kamp deneyimleri yer alacak.

 

 

Bu festival klasik festivallerden neden farklı?

 

Burada  yüksek ses, kalabalık ya da tüketim yok. Etkinlik Çadır ,Karavan ve günlük girişler olarak longoz ormanları içerisinde 45 dönüm arazi içerisinde Ağaçkakan Vadisinde gerçekleştirilecektir. DAYKO (Doğal Yaşamı Koruma Vakfı) ve Demirköy Belediyesi bu etkinlikte ev sahipliği yapacaktır. Burada doğa başrolde. İnsan sadece misafir. Bu yaklaşım, eko-turizmin ruhunu temsil ediyor.

 

Yerel halk bu sürecin neresinde?

Yerel rehberler, küçük ölçekli işletmeler ve üreticiler bu modelin doğal paydaşı. Eko-turizm doğru planlandığında yerel kalkınmayı desteklerken doğayı da korur. Bizim hedefimiz tam olarak bu dengeyi kurmak.

 

Uzun vadede Demirköy için nasıl bir vizyonunuz var?

Demirköy’ün adı; “ışığıyla değil karanlığıyla değerli olan” nadir doğa destinasyonlarından biri olarak anılsın istiyoruz. Bilim, koruma ve sorumlu turizmin birlikte yürüdüğü örnek bir model oluşturmayı hedefliyoruz. Demirköy, Türkiye’nin eko-turizm potansiyeli en yüksek ancak en az bozulmuş bölgelerinden biridir. Kırklareli sınırları içinde, Istranca (Yıldız) Dağları’nın kalbinde yer alması; bölgeyi hem ekolojik hem de bilimsel açıdan son derece değerli kılar. Ateş böcekleri ve kırmızı orman karıncalarını merkeze alan doğa temelli çalışmalar; Demirköy’ü, Japonya, Tayvan ve ABD gibi ülkelerde uygulanan koruma odaklı eko-turizm modelleriyle aynı ligde konumlandırmaktadır. Bu da bölgeyi yalnızca yerel değil, uluslararası eko-turizm destinasyonu haline getirme potansiyeli taşır.,

 

 

 

 

“Eko-turizm” kavramının altını özellikle çiziyorsunuz. Katılımcıları nasıl bir deneyim bekliyor ve uymaları gereken kurallar neler?

 

Bizim için en hassas konu bu. Bu bir eğlence festivalinden ziyade, bir “sorumlu gözlem” etkinliği. Doğaya misafir olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. Bu yüzden çok katı kurallarımız var. Kesinlikle yapay ve güçlü ışık kullanımına izin vermiyoruz; ateş böceklerinin doğal ışık döngüsünü bozmamak için bu şart. Flaşlı fotoğraf çekimi tamamen yasak. Canlılara dokunmak, onları yakalamaya çalışmak gibi davranışlar kesinlikle kabul edilemez. Gözlemlerimizi küçük gruplar halinde, uzman rehberler eşliğinde ve tamamen sessiz bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız, doğanın ritmini bozmadan, sadece birer tanık olarak o anın keyfini çıkarmak ve öğrenmek. Katılımcılarımızdan da bu ilkelere tam bağlılık bekliyoruz.

 

 

Son olarak, bu festival ile neyi hedefliyorsunuz? Gelecek için vizyonunuz nedir?**

En büyük hedefimiz, koruma ve eko-turizmin bir arada, sorumlu bir şekilde yapılabileceğini göstermek ve bu modeli Türkiye’nin diğer değerli doğal alanları için de bir ilham kaynağı haline getirmek. İnsanlar doğayı tanıdıkça ve sevdikçe, onu koruma içgüdüsünün de artacağına inanıyoruz. Ateşböceği Festivali, bu inancın somut bir adımı. Umarız ki bu festival, Demirköy’ün adını sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda bu güzelliklere nasıl sahip çıktığıyla da dünyaya duyurur. Gelecekte, bu tür sorumlu turizm anlayışının yaygınlaşması en büyük temennimiz.

 

Doğayla uyumlu yaşamın, sorumlu turizmin ve yerel kalkınmanın nasıl mümkün olabileceğini bize ilham verici bir vizyonla aktaran Dilek Çakır’a bu özel röportaj için teşekkür ediyoruz. Demirköy Ateş Böceği Eko-Turizmi Girişimi; sadece bir festival değil, aynı zamanda karanlığın, sessizliğin ve doğaya saygının ne kadar değerli olduğunu hatırlatan güçlü bir farkındalık çağrısı.

Resto Dergisi olarak, doğayı koruyan, yereli güçlendiren ve geleceğe umut bırakan bu tür öncü çalışmaların her zaman yanında olmaktan mutluluk duyuyor; Demirköy’ün ateş böcekleriyle aydınlanan bu özel hikâyesinin daha geniş kitlelere ilham vermesini diliyoruz.

 

Ben teşekkür ederim. Herkesi 3-4-5 Temmuz’da Demirköy’ün bu büyülü atmosferine, doğaya saygılı bir tanıklık için bekliyoruz.

 

 

Yazar