Salı, Aralık 16, 2025

BAGAJ

Çağlar öncesinden bu yana, insanlık tarihi sürekli göç serüvenleri ile ilerlemiş ve yaşamlarını bu şekilde idame ettirmiştir. Bu göç serüvenlerinde ‘bagaj’larında dillerini, yemeklerini, müziklerini, oyunlarını, danslarını ve oyuncaklarını gittikleri coğrafyalara taşımışlardır.

Bu ilerleyişte, kadim Anadolu toprakları en şanslı coğrafyalardan biridir, hatta tektir. Batıda Cebelitarık’tan doğuda Hazar Denizi’ne, Basra Körfezi’nden kuzeyde Avusturya’ya, güneyde Sudan, Somali ve Yemen’e kadar uzanan büyük bir imparatorluk olan Osmanlı’dan, hatta Selçuklu’lardan bu yana Anadolu’ya gelen milletler, yanlarında yukarıda saydığımız ‘bagaj’ları ile gelmiş ve Anadolu’yu zenginleştirmişlerdir. Bugün daha net görmekteyiz ki, kadim Anadolu’nun gastronomik zenginliği, yeme-içme kültürü ve 19.000’den fazla kayıtlı yemeğin olduğu gerçeği, ülkemizin tarihsel süreçte ne denli zengin olduğunu doğrular.

Lübnan’dan Beyrut’tan, Suriye’den Şam’dan gelen, güney illerimizdeki mutfaklara giren ürünler (Hatay-Gaziantep mutfağı), Balkanlar’dan, Türkî Cumhuriyetler’den, Asya’dan Anadolu’ya gelen köfteler, sütlü tatlılar, peynirler, börekler (Düzce, Bursa, Trakya, İstanbul mutfağı), Batı Trakya’dan Bursa’ya gelen zeytinyağlı mutfağı, bunlara en iyi gösterilebilecek örneklerdendir.

Ve yine buradan hareketle, bu kadar büyük bir mutfağa sahip kadim Anadolu mutfağı yaşamalı ve yaşatılmalıdır. Bizler de bu sorumluluk bilinciyle (Anadolu Profesyonel Şefler Birliği & Gastronomi Turizm Derneği) şefler, ustalar, öğretim görevlileri ve akademisyenler olarak tüm Anadolu’daki aşçılık, gastronomi, turizm, otelcilik bölümleri olan üniversite ve mesleki teknik Anadolu liselerini ziyaret edip, alttan gelen gençlerimize el veriyoruz; meslek sanat ve esnaflık pirlerimiz Ahi Evran Hazretleri ve Ateş-i Baz-ı Veli’nin emirlerinde buyurdukları gibi. Gençlerimize, Türk mutfağını bilmeden başka ülke mutfaklarına geçmemelerini öneriyoruz. Ülkümüz, yaşasın geleneksel ve yöresel Türk mutfağı.

chef Hüseyin ŞİPAL

Yazar