PAYLAŞ

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Tuna Turagay ve T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın açılış konuşmalarıyla Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda başlayan ve TURYİD tarafından düzenlenen 2. Global GastroEkonomi Zirvesi, yerli ve yabancı konuşmacıların oturumlarıyla devam ediyor. 

Köklerimiz ve geleneklerimizin yarınımız olduğunun altını çizen T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Tuna Turagay şunları söyledi:” Gastronomimizi köklerimiz ve geleneklerimizin üzerine inşa edeceğiz. Geleceğe bakınca her şey ortada. 2000’li yılların başına kadar mal ihracatı yaparken, bugün Türkiye’nin lezzetlerini nasıl ihraç edeceğimizi konuşuyoruz.  Coğrafyamıza bakınca birçok medeniyetin beşiği olan bir ülkede yaşıyoruz. Potansiyelimizi çok iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Turist başı gelir 647 dolar. Bunu 1100, 1200 dolarlara çıkarmamız işten bile değil. Biz bakanlık olarak desteğimizi esirgemeden el ele çalışarak daha büyük başarılara yelken açmak istiyoruz. ABD’de 50 bin İtalyan restoranı var. Konuştuklarım fast food değil, bildiğiniz İtalyan lezzetlerini sattıklarını söylüyor. Bunun yarattığı toplam değer 2,5 milyar dolar. Bu rakamlar Türkiye ekonomisi için büyük rakamlar. GSMH’den sadece %2 pay alıyoruz. Bunları artırmamız lazım. Türkiye’nin Gastronominin merkezi haline getirmeliyiz. Bunu için de her şeyden önce toplumsal bilinci yerleştirmemiz lazım.”

T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise gastronominin ekonomiye sağladığı yararların büyük olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Zirve vesilesi ile Gastro Ekonomiyi tüm boyutları ile analiz edeceğiz. Ekonomi alanındaki yol gösterici, ufuk açıcı fikirler Zirve’de dile getirilecek. Biz de üzerimize düşen paydan istifade ederek fikirleri düşünceleri bundan sonraki çalışmalarımızda gündemimize alacağız. Eşsiz güzelliklerle dolu mutfağımız benzersiz bir zenginliğe sahip, bu zenginliğimizi tarihin sıfır noktasından günümüze 12 bin yıllık tarihe ev sahipliği yapmış Anadolu’nun çeşitliliğine borçluyuz. Yine coğrafyamızın genişliği, iklimin çeşitliliği ile dünyada eşi olmayan bir mutfak kültürü oluşturmamıza yardımcı oluyor. Tüm bunları topladığımız zaman gastroekonomide zirveye oynayabiliriz. Ancak şu an bulunduğumuz konumu kabul etmemiz mümkün değil. Bu alanda yeterince tanıtım olmaması ve markalaşma eksikliği en önemli nedenlerimiz. Sosyal medya üzerinden gidersek; dünyanın en iyi 50 yemeği arasında Türk yemeklerini göremiyoruz. En önemli 50 içeceği arasında Türk içeceklerini göremiyoruz. Çok önemli gastronomi festivallerini göremiyoruz. Bu durum tanıtımda güçlü bir atağa kalkmamız gerektiğinin işaretlerini vermektedir. Tüm bu ihtiyaçlardan yola çıkarak Bakanlık olarak, turizmin diğer alanlardaki tanıtım ve yatırım eksikliğini dikkate alarak; Turizmi Geliştirme Fonu’nda çalışmalarımızda son aşamaya geldik. Kısa zamanda TBMM’ye gelecek ve yasalaşacak fon, atılması gereken adımlar için kullanılacak. Bu fonla turizmin çeşitlenmesi, gastronominin iyileşmesi, ürünlerimizin tanıtımını sürdürülebilir hale gelmesi için güçlü bir fona sahip olacağız; en önemlisi bu fon itici gücümüz olacak” yorumunda bulundu.

“Türkiye Tanıtım Grubu’nda lezzetlerimizi tanıtacağımız bir proje hazırlığındayız…”

 Global Gastro Ekonomi Zirvesi’nde bir konuşma yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle: “Teknolojinin gelişmesi, cep telefonu ile birlikte inanılmaz bir bilgi yayılımına sebep oldu. Nereye gitsek gençlerimiz yediğimiz yemeğin gezdiğimiz yerlerin fotoğrafları anında paylaşıyor. En büyük zevkimiz sadece karın doyurmak değil bunu ötesinde aldığımız lezzetleri paylaşmak. Bu sektörü daha da büyütmek istiyoruz. Geçen sene 48 milyar dolarlık bir hizmet ihracatımız oldu. Gastronomi özellikle eğitim hayatındaki meslek halinde getirilmesi, müfredatın gelişmesi ve gençlerimizin bu konuya yoğunlaşması, meslek seçiminde önceliklerden biri olduğunu gösteriyor. Aslında eğitimle başlattığımız ve köklerimizden, kültürümüzden, tarlamızdan gelen bu kadar çok lezzeti bir araya getirip dünyaya sunmak bizim için en önemli projelerden biri. Türkiye Tanıtım Grubu’nda ülkemizi tanıtan lezzetlerin tanıtmanın projesini oluşturuyoruz. Bu işe adım atmış, yurt dışında ciddi bir şubeleşmeye giden yemek sektörümüzü daha cesaretle destekleyerek onları farklı bir yere taşımamız gerekiyor. Bu nedenle bundan sonraki süreçte Türk lezzetlerini sunabilen ve gittikçe yayılan ve şubeleşen ve dünyaca şubeleşen çalışmalar yapıyoruz.”

TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer ise konuşmasında 2018 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak; “Ekonominin en lezzetli tarifi diye niteleyebileceğimiz 2. Global Gastronomi Ekonomi Zirvesi’ne hoş geldiniz. İyi bir tarihe, zengin ve farklı kültürlere sahibiz. Bu nedenle yemek kültürümüzün sürdürülebilir kalkınmanın en önemli parçalarından biri olduğunu düşünüyorum. Gastronomi, seyahati seven kesim dolayısıyla turizmde ön sıralarda yerini alıyor. Adil paylaşım, sınırlı kaynakların doğru kullanımı ve gelecek kuşaklara saygı bizim için önem atfeden konuların başında geliyor. TURYİD olarak, 250’si yurt dışında toplam 1500 işletmeye sahibiz. Sağladığımız istihdam yurt içinde 50 bin kişiye ulaştı ve 20 milyar TL’lik bir ekonomi yarattık. Bu rakamlar da ortalama Türkiye’nin toplam yeme içme ekonomisinin yüzde 24’üne tekabül ediyor. Ekonominin büyümesi için sürdürülebilir kalkınmanın zaruri bir araç olduğunu düşündüğümüz ve en önemlisi gastronominin ciddi potansiyele sahip bir kalkınma aracı olduğunu düşündüğümüz için bu zirveyi gerçekleştiriyoruz.”

Kooperatifçilikten bağcılığa yeme – içme kültürüyle ilgili her şey bu zirvede…

Kooperatifçilikten bağcılığa tüm konuların konuşulacağını aktaran Demirer sözlerini şu şekilde sürdürdü:” Kooperatifçiliğin kadınların üretimdekini payını artırmada ne kadar önemli bir etken olduğunu anlatacağız. Bağcılığı konuşuyoruz; gerçek tarihi bağcılık Anadolu ile iç içedir. Dünyada metrekare olarak yaş üzüm üretimi alanında 5 – 6’ıncı sıradayız. Ama biz günümüzde mevcut bağlarımızın yüzde 2’sini kullanıyoruz. 50 milyar dolarlık bir ihracat pazarı var. Fransa 10 milyar dolar ile bağcılığın başını çekerken biz ülke olarak 10 milyon dolarlık kapasiteye sahibiz. 250 adet işletmemiz var yurt dışında. Beraberinde ne götürüyor peki yurt dışına? Marka götürüyor, ürün götürüyor; peynir, zeytinyağı, bulgur götürüyor. Yurt dışında restoran açmak, yalnızca temel gıda ihracatı değil; mutfak sanayimizi de götürüyoruz, porselen tabaklarımızı götürüyoruz, tekstilimizi götürüyoruz. Bu ekosistemi doğru anlarsak, yurt dışı restoranlarının açılışının önemini daha iyi anlarız. Kamu ve özel sektörün bu alanda yaptığı iş birliği de zirvede konuşulacak. Bir ülkenin yeme içme ekonomisinde verimli olur ise yatırımcılar daha iştahlanıyorlar. Çünkü markalarını bugün alacaklar, yarın büyütecekler ya da halka arz edecekler. Ekonomi açısından bu çok önemli.”

BİR CEVAP BIRAK