Röportaj : Şerif Yenen

Röportaj : Şerif Yenen

1107
0
PAYLAŞ

İSTANBUL REHBERLER ODASI ESKİ BAŞKANI ŞERİF YENEN İLE ÖZEL RÖPORTAJ

1.Kendinizden kısaca bahseder misiniz? Şerif Yenen kimdir?

Önce Kuleli Askeri Lisesi’nde, sonra askeri öğrenci olarak İstanbul
Üniversitesi İngiliz Filolojisi bölümünde okudum. Üsteğmenlikten ayrıldıktan sonra 28 yıldır turist rehberliği yapıyorum. Çok sayıda rehber kitap yazdım, turizm belgeseli çektim, haritalar yayımladım. 13 yıl Rehberler Odası ve Rehberler Birliği Başkanlığı yaptım. Ülkemizin tanıtımı üzerine uluslararası ortamlarda konferanslar veriyorum. Rehberlik mesleğime devam ederken buna bir de seyahat acenteciliğini ekledim.

2.Mesleğinizde daha önce ne gibi işlere imza attınız?

Bu konuda yayınlarım öne çıkabilir. İlk kitabım Turkish Odyssey’yi ilk
yayımladığımda bir Türk tarafından yazılmış ilk Türkiye rehber kitabı oldu. Hala birçok okulda ders kitabı olarak okutuluyor.Rehberler Birliği Başkanlığı yaptığım süre içinde bir numaralı hedefim rehberlik mesleğini gerçek bir meslek olarak tanımlayacak bir meslek yasası çıkarılmasına katkıda bulunmaktı. Yıllar süren uğraşların sonunda bunu başardık. 13 yıl
görevden sonra arkamızda gururla bırakacak bir yasamım oldu diyebilirim.

3.Önümüzdeki günlerde sektör deneyimlerinizi hangi projelerle birleştirmeyi düşünüyorsunuz?

Şu an yabancı ziyaretçilere yönelik bir kültür merkezim, kültür, yeme-
içme ve arkeoloji konularına yoğunlaşan bir seyahat acentem var.Günümüz turistleri artık gittiği ülkeden farklı deneyimlerle dönmek istiyor.

Gezginler gittikleri yeri yakınlarına anlatırken artık “Şurayı gezdim, şunu gördüm…’’ diye başlayan cümleler kurmaktansa, gittikleri kültürle ilgili yaşadıkları deneyimleri anlatmak istiyor. Ziyaretçilerin gözünde görülmesi gereken yerler her zaman önemini korumakla birlikte, yabancı ziyaretçiler yerel kültüre dahil olup, ziyaret ettikleri kültürü çeşitli etkinliklerle daha iyi anlama amacı güdüyor ve kültürümüzü en azından bir-iki saat de olsa farklı deneyimlerle yakından tanımak istiyorlar.

Son yıllarda, kültürün artık seyahat etmenin başlıca nedeni, hatta amacı haline geldiğini gözlemliyoruz. Araştırmalara göre kültür gezginleri, yeni bir şeyler öğrenme arzusu ve seyahatleri boyunca hayatlarını zenginleştirecek deneyimler yaşama umudu ile yola çıkıyorlar; doğal ve kültürel çevrenin korunmasını ısrarla talep ediyorlar. Farklı kültürlerin mirası ile tanışmak ve kaynaşmak, gezginin duygu ve düşüncelerinde yeni ufuklar açıyor.

İşte yeni kurduğum C.I.P Kültürel Etkileşimler Noktası, tam da bu amaca hizmet etmek üzere kuruldu. Burada, ziyaretçiler ve Türk kültürü arasında güçlü bir bağ yaratarak kültürler arası köprü kurmak ve turizmin geleceğinin doğru bir biçimde şekillenmesine katkıda bulunmak istiyoruz.

C.I.P’de sunulan atölye çalışmaları, etkinlikler, ve kurslar, dünyanın dört bir yanından İstanbul’a gelen ziyaretçilerin Türk kültürüne özgü öğeler, geleneksel sanatlarımız ve geleneksel musikimiz ile tanışmalarını sağlıyor. C.I.P, bu kültürde yetişmiş, bu coğrafyanın her bir köşesini keşfetmiş ve halen çeşitli yerlere ziyaretler gerçekleştiren bir ekip tarafından yönetilmekte. C.I.P’de her gün bir etkinlik var. Etkinlik olmadığı veya misafirin zamanının olduğu bir günde de özel atölye, ders ve etkinlik gerçekleştirmek mümkün.
Taksim Meydanı’na 5 dakika yürüme mesafesinde ve ulaşım oldukça kolay.

Buradaki atölye çalışmalarına ek olarak son zamanlarda yükselen trend olan yeme-içme turlarını bizzat kendim başında olmak üzere organize etmeye başladık.

4.Rehberlik ve turizm sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rehberler turizmin en önemli bölümü bence. Rehberin verdiği hizmetin niteliği ve kalitesi gelen ziyaretçinin memnuniyetindeki en önemli faktör.

5.Sizce Türkiye’nin zenginliklerini yabancı misafirlere iyi bir şekilde
anlatabiliyor muyuz? Bu konuda eksik gördüğünüz noktalar nedir?

Yayınlarda eksiklik hatta bazen kalitesizlik görüyorum. Sunduğumuz ürünlerin kalitesini ve çeşidini sürekli arttırmamız gerek.

6.Ülkemizde gastronomi ve gastronomi turizmiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Çok önemsiyorum. Üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir konu. TÜRSAB Gastronomi Komitesi’ne çok iş düşüyor, tabi dolayısıyla bizlere de.

7.İstanbul üzerine İngilizce seyahat belgeseli olarak hazırlanan İstanbul Unveiled filmi sizce nasıl etkiler yarattı? Tekrar bu tarzda bir projeniz var mı?

Mesleğim ve yaptığım işler gereği ülkemizin özellikle dış dünyaya iyi ve doğru tanıtılması, güzel yönlerinin vurgulanarak anlatılmasını hedefledim. Aslında filmin en önemli amacı bu. Istanbul Unveiled’i bir belgesel tadında tanıtım filmi, bir tanıtım filmi tadında belgesel film olarak tanımlayabiliriz. Zaten belgesel dalında bu güne kadar bir çok ödül almış olması, bunun kanıtı. Tanıtım filmi yaptığınızda, konuya ilgi duymayan insanlara o filmi kolay
kolay izletemiyorsunuz. Oysa, tanıtım tadında bir belgesel yaptığınızda, hele bu belgesel standartlarının üzerinde, ödüller alan, izleyici sıkmayan bir belgesel olursa; bundan daha güzel bir tanıtım olamaz. Katıldığım onlarca festivalde çok sayıda insanın filmi izlemesinin hemen ardından bana gelip “Türkiye’ye veya İstanbul’a her zaman ilgi duyduk ama filminizi izledikten sonra atlayıp hemen İstanbul’a gitmek istedik”
demeleri, filmin amacına ulaştığının bir göstergesi oldu, oluyor. Bunları duydukça, bu yorumları aldıkça gurur duyuyorum.

Festivallerin dışında bir çok ülkeden özel gösterimler için davetler almaya başladık. Bazı ülkelerde televizyon kanallarından da talepler gelmeye başladı. Farklı ülkelerin 
kültür kurumlarında, müzelerinde, etkinliklerinde özel 
gösterimler yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Projenin finansal açıdan beni aşan boyutları olmakla birlikte, bazı kurumsal destekler veya işbirliği olanakları yakalayabilirsem, dünyanın dört bir yanına şahsen giderek, filmi değişik kurum ve kuruluşların ortamlarında on binlerce izleyiciye göstererek, film gösteriminin ardından İstanbul veya Türkiye ile ilgili soruları şahsen yanıtlayarak, araya ülkemizle ilgili reklamlar
sıkıştırarak, bunu müthiş bir turizm tanıtım projesine çevirmek çok kolay. Bu aşamada her türlü işbirliğine açığım. Neden olmasın? Bir havayolu firması sponsor olsa, ilgili bakanlıklar destek verse, veya bunların dışında özel kurumların desteğini alsak, gerisi çok basit…”

BİR CEVAP BIRAK